B Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Sözlüğü

Sürekli olarak okulda ödev olarak verilen atasözleri araştırmak için önceden Atasözleri Sözlüğü kitabını kullanırdık. Fakat teknolojinin gelişmesi ile aramanın daha kolay gerçekleştiği web sitelerinde istediklerimizi aramaya başladık. Arama motorlarında “B harfi ile başlayan atasözleri” aramasını gerçekleştirerek geldiğiniz bu sayfamızda B harfi ile başlayan atasözleri, bu atasözleri açıklamaları ve cümle içinde kullanımına ait örnekleri göreceksiniz. Türkiye’nin en büyük eğitim sitesinde istediğinizi bulmuş olmanızı umuyoruz.

Baba koruk (ekşi elma, erik) yer, oğlunun dişi kamaşır: Bir babanın yaptığı kötü iş çoğunlukla aileye mal edilmeye çalışılır. Toplum içinde de çocuk zor duruma düşer.

Babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır: Miras yoluyla bir mala sahip olan kimse, onun için ne çabalar gösterilip sıkıntı çekildiğini anlayamaz.

Baca eğri de olsa duman doğru çıkar: İyi ve doğru olan kişi uygun olmayan ortamda bulunsa bile bu niteliğini kaybetmez.

Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun: Bir işte başarı sağlamak, bir verim elde etmek için gereken çalışmayı, gerekli harcamaları yapmak gerekir.

Bahşiş atın dişine bakılmaz: Kişiye hediye edilen bir şeyin ufak tefek kusurlarını görmemek gerekir.


Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta:
 Kişi, şansız,  talihsiz olursa giriştiği işlerden olumlu sonuç alamaz.

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur: Bir eşya bakılıp onarılırsa işe yarar. Bakımsız bırakılırsa işe yaramaz duruma gelir.

Bakmakla usta olunsa, köpekler kasap olurdu: Kişi bir şeyi bakarak değil yaparak, uygulayarak öğrenir. Bir işi o işin ustalarını seyrederek değil kendimiz bizzat yaparak öğrenebiliriz.


Bal demekle ağız tatlanmaz: Bir şeyin yalnızca ismini, hakkında güzel şeyler söylemekle o şeye kavuşulmaz. Önemli olan o iş için gerekli girişimlerde bulunmadır.

Bal olan yerde sinek de olur: Güzel şeyin çevresinde her zaman ondan yararlanmak isteyen fırsatçılar bulunur.

Balı dibinden, yağı yüzünden: Balın en güzel yeri yüzü, yağın da dibi güzeldir. Bunun gibi bazıları görünüşte bazıları da özünde değerlidir.


Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir: Tedbirsizliği nedeniyle bir felakete uğrayan insan, iş işten geçtikten sonra davranışının hatalı olduğunu anlar. Ancak, bu onu düştüğü sıkıntıdan kurtarmaz.

Balık baştan avlanır: Bir yer ele geçirilmek istendiğinde yapılması gereken orayı yönetenleri ele geçirmektir.

Balık baştan kokar: Balığın baştan korktuğu gibi yönetici durumunda olanlar görevlerini yapmaz ve görevlerini kötüyle kullanırlarsa toplum düzeni bozulur ve toplumda kokuşma başlar.

Balta değmedik orman olmaz: Hayatta felâket ve acılarla karşılaşmayan, hiçbir zarara uğramayan kişiye rastlanılmaz.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın: Birtakım insanların zarara uğramaktan korkup yapılan kötülüklere ses çıkarmamaları.

Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir: Kullanılan, faydalanılan değersiz bir şey, kullanılmayan oldukça değerli şeyden daha iyidir.

Baş ağır gerek, kulak sağır: Kişi daima ağırbaşlı olmalı ve dedikodu yapmaktan uzak durmalıdır.


Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz: İnsan, tek başına her işi yapamaz. Kimi işleri yapması için başka insanların gücüne ihtiyaç duyar. Güçlerin birleştirilmesiyle güzel şeyler başarır.


Baş dille tartılır: Kişinin aklı, öngörüsü söylediği sözlerle ölçülür, belli olur.

Baş kes, yaş kesme: Hayatı güzelleştiren ağaç olduğu için yaş bir ağaç kesmek, bir insan öldürmekle aynı değerdedir.

Baş nereye giderse ayak da oraya gider: Küçükler büyükleri örnek alır, onların izinde gider, her şeyde onlara benzemeye çalışırlar.

Baş sağ olursa börk çok bulunur: Kişinin sağlığı yerinde olursa işsiz kalmaz, her zaman yapacak bir şey bulur.

Baş sağlığı, dünya varlığı: Dünyada en büyük zenginlik, beden, vücut sağlığıdır.

Baş sallamakla kavuk eskimez: Bir kimsenin söylediklerini onaylamaktan zarar gelmez.

Başa gelen çekilir: Bazı felâketleri, kötü durumları önlemek mümkün olmayabilir. Yapılacak tek şey sabırlı olup bunlara katlanmaktır.


Başa gelmeyince bilinmez: Kişi, başkalarının uğradığı olumsuzlukların acı taraflarını gerektiği kadar idrak edemez. Ancak bu acıyı tattığında anlar.


Başak büyüdükçe boynunu eğer: Kişi, olgunlaştığı zaman daha çok alçakgönüllü olur.

Başına gelen başmakçıdır: Başından bir iş geçen kişiler tecrübeli olur. Ondan ders alıp bir daha o hataya düşmez.

Başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinde taşısın: İşi, ustalığı olmayan kişilere teslim eden, olacak olumsuzluklara katlanmaya da hazır olmalıdır.

Baykuşun kısmeti ayağına gelir: Allah, hiçbir canlıyı hiçbir şekilde aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını dahi önüne getirir.

Bayramda borç ödeyene ramazan kısa gelir: Ramazan günleri oruçlu kimselere ağır gelir. Süresi bayramda dolacak olan borcu ödemek zorunda olan kişiye o günler oldukça çabuk geçiyor gibi gelir.

Baz bazla kaz kazla, kel tavuk topal horozla: Herkes kendine denk olan, uyuşan kişiyle arkadaş olur.

Bazı dingil döner bazı teker: Karşılıklı ilişkilerde iki taraf da söz söyleme hakkı elde ederler.

Bedava sirke baldan tatlıdır: Masrafsız ya da emeksiz elde edilen şeyler kişiye tatlı gelir.

Bekâra karı boşamak kolaydır: Bilgi ve deneyimi olmayan, bir sorumluluk taşımayan kimsenin işi önemsememesi, yeterince düşünmeden karar vermesi kolaydır.


Bekârlık sultanlıktır: Evlenmemek, tek başına yaşamak kişileri daha mutlu kılar.

Belâ geliyorum demez: İnsan, hiç umulmadık bir zamanda felâketlerle karşı karşıya kalabilir. Onun için her zaman tedbirli olmalıyız.

Beleş atın dişine bakılmaz: Para ödemeden alınan bir şeyin kusuru da olsa oldukça hoş karşılanır.

Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur: Çok farklı olmadığı halde hava yavaş yavaş ısınarak yaz, aynı şekilde yavaş yavaş soğuyarak kış gelir.

Berber berbere benzer ama, başın Allah’a emanet: İşinde uzman görünen her kişiye güvenmemeli, uzman diye işe başlayanlar bazen canımızı tehlikeye atabilir.

Besle kargayı, oysun gözünü: Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık verebilirler. İyilik yaptığımız bazı kimselerden kötülüğün gelebileceğini önceden öngörmeliyiz.

Beslemeyi eslemeden alma: Sürekli hizmetinde bulunduracağın kimseyi iyice soruşturmadan almamak gerekir.

Beş tavuğa bir horoz yeter: Beş kadını yönetmek ve onlara sahip çıkmak için bir erkek yeter.

Beterin beteri vardır: Kötü bir durum ile karşılaştığımızda bundan daha da kötüsünün olabileceğini düşünerek gereken sabrı göstermeliyiz.

Bey ardından çomak çalan çok olur: Güçlü kişilerin yüzlerine ağızlarını açamayan kişiler onlar gittikten sonra arkasından atıp tutarlar.

Bey aşı borç, düğün aşı ödünç: Toplumda bey olan kişilerin sofrası oldukça zengin olur. Bu sofrada ağırlanan kişiler için bu yemek borç olarak kalır çünkü o beye yemek vermek oldukça zordur. Düğün aşı yiyen de günü geldiğinde kendisinin yapacağı düğüne, birinci düğün sahibini çağırır, böylece borcunu ödemiş olur.

Beylik çeşmeden su içme: Resmi iş ve işlemlere yanaşmak tehlikelidir. Devlet, insana umulmadık yerden büyük bir sorumluluk çıkarabilir.

Bez alırsan Musul’dan, kız alırsan asilden: İnsan bir şey alacağı zaman cinsini ve aslını iyice araştırmalıdır.  Musul bezinin sağlamlığı herkesçe bilinir. Kızın da an makbulü soylu olanıdır.

Bıçak sapını kesmez: insanlar, yakınlarına, akrabalarına kolay kolay zarar vermez.

Bıçak yarası geçer dil yarası geçmez: Bıçağın kestiği yer zamanla iyileşir, kapanır, gider. Fakat insanların birbirine söyledikleri kötü sözler unutulmaz, hatta her karşılaşmada hatırlanır. Bu bakımdan kimseye kötü söz söylememeye, kalp kırmamaya çalışmalıyız.

Bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu: Bir şeyin gerçek değeri kendisinde yer alır. Kişi, güzel huylu olursa sevilir. Bıçak da çeliğine iyi su verilmiş olursa daha iyi keser.

Bıldırcının beyliği arpa biçilene kadardır: Kişinin keyfi ancak yararlandığı şey devam ederse yerinde olur.

Bıyığın uzunsa borazan çal: Bir işi başarabilmek için gerekli koşulların oluşması gerekir.

Bilinmedik aş ya karın ağrıtır, ya baş: Anlamadığımız, bilmediğimiz bir iş yapmaya kalkışmak mantıksızdır. Bunun bize zarar verme riski oldukça yüksektir. Bu sebeple bir işe girişirken dikkatli olmalıyız.

Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp: İnsanın her şeyi bilmesi mümkün değildir. Fırsat varken insanın bilmediklerini sorup öğrenmemesi, fırsatları değerlendirmemesi yanlıştır.

Bin adama kırk gün ne dersen o olur: Kişileri sürekli olumlu veya olumsuz olarak nitelemek onlarda bu özelliklerin yerleşmesine vesile olur.

Bin bilsen de bir bilene danış: Belli konularda uzmanlaşmış kimseler vardır. Biz ne kadar bilsek de o işlerin uzmanları kadar bilmeyeceğimiz için gerektiğinde işi bilene, işin uzmanına danışmalıyız.

Bin dost az, bir düşman çok: Zor anlarımızda sadece dostlarımız yardımımıza geldikleri için ne kadar çok dostumuz olursa o kadar iyidir. Düşmanlarımız ise sadece bizim kötülüğümüzü istediklerinden onların az olmaları tercih edilir.

Bin ölçüp bir biçmeli: Yapmaya çalıştığımız işi önceden iyi düşünmeli, sonra işe girişmeliyiz. Yoksa istemediğimizle karşılaşmamızdan duyacağımız pişmanlık fayda sağlamayacaktır.

Bin tasa (üzüntü) bir borç ödemez: Üzüntü ve kederin borcu ödemeye katkısı olmaz.

Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın: Toplumun kişi hakkındaki düşüncesi, kanaati kolay kolay değişmez. İsmi kötüye çıkan kişi, ne kadar iyi de olsa toplumun bu yargısı etkili olur.

Bir ağacın gölgesinde bir sürü yatar: Varlıklı, iyilik yapmayı adet edinenlerden çok kimse yararlanabilir.

Bir ağaçta gül de biter diken de: Bir ailede, çevrede iyi insan da kötü insan da yetişebilir.

Bir baş soğan bir kazanı kokutur: Kötü bir kişi, kötü bir söz ya da davranış büyük bir topluluğun havasını bozar.

Bir çiçekle yaz olmaz: Güzel, küçük bir belirti ile beklenen büyük bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.

Bir çöplükte iki horoz ötmez: Bir toplumda, bir iş yerinde iki yönetici olmaz. Oldukları takdirde çeşitli sebeplerden anlaşmazlık ortaya çıkar.


Bir deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış:
 Bazen insan öyle mantıksız bir iş yapar ve zarara sebep olur ki birçok akıllı kimse bir araya gelip bunu düzeltemez.

Bir elin nesi var iki elin sesi var: İnsan, gücüyle her işin üstesinden tek başına gelemez. İşbirliği, dayanışma ile ancak bazı işlerin altından kalkabilir.

Bir evde iki kız, biri çuvalsız biri biz: Bir evde aynı anda iki kız olursa aile birçok açıdan sıkıştırılır. Giyim, kuşam çeyiz çemen istenilir.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır: İnsanın yapacağı iyilik çok küçük de olsa unutulmaz. Kişi, bunun için her zaman iyilik yapmalıdır.

Bir inat, bir murat: İnat eden kimse her inat ettiğinde istediklerinden birine kavuşur.

Bir kanatla kuş uçmaz: Bir işin yürümesi, iyi sonuç vermesi için gerekli şartlar, araç gereçler tamam olmalıdır. Çevresiyle, arkadaşlarıyla yardımlaşmayan kimse başarı sağlayamaz.

Bir koltuğa iki karpuz sığmaz: Aynı zamanda birden fazla işle uğraşmak, meşgul olmak başarı için sakıncalıdır.

Bir koyundan iki post çıkmaz: Bir kimseden, verebileceğinden daha çoğunu almak mümkün değildir.

Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır: Çok önemsiz görünen bir olayı, bir işi, bir ödevi asla küçümsememek gerekir. Onun üzerinde önemle durmak gerekir.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir: Yaşanan bir olay, binlerce öğütten daha etkilidir.

Bir söyle iki dinle: Dinlemek her zaman konuşmaktan kişiye daha çok avantaj sağlar.

Bir sürçen atın başı kesilmez: Sürekli iyi iş gören, bunu her bakımdan kanıtlamış olan bir kimseyi, sadece bir hatasından dolayı gözden çıkarmak yanlış olur.

Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar: Bazı şeylerde adalet gözetilmeyip adaletsizliğe göz yumulup diğer insanların ondan yararlanmasına imkân tanınmazsa toplumdaki düzen bozulur, insanlar birbirlerinin kuyusunu kazmaya başlarlar.

Bitli baklanın kör alıcısı olur: Kötü şeylerin de müşterisi olur. Onları kimileri hiç anlamadığı, kimileri de onlar için bizim bilmediğimiz bir anlam taşıdığı için alır.

Biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye: Birilerine değersiz görünen bazı şeyler birileri için çok değerli olabilir.

Bodur tavuk her gün piliç: Kişi, yeteneği ölçüsünde yükselir. Belirli bazı yeteneklere sahip olmayanlar yerinde sayarlar

Boğaz dokuz boğumdur: Bir söz çok iyi düşünmeden, tartılmadan söylenmemelidir.

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek: Borç ve dert insanı sıkıntıya düşürür, üzer. Borçtan kurtulmanın yolu vermek, dertten kurtulmanın yolu ise olanaksızdır.

Borcun yoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol: Başkasına kefil olmak demek onun borcunu kabul etmek demektir. Başkasına şahit olan kimse de sürekli rahatsız olur. Gider, gelir.

Borç ödemekle, (vermekle) yol yürümekle tükenirBir şeye başlamak en önemli şeydir. Bir yolu bitirmek yürümekle bir borcu ödemek de azar azar vermekle son bulur.

Borç yiğidin kamçısıdır: Borçlu olan, bunu da ödemek isteyen kişi kendini daha çok çalışmak zorunda hisseder.

Borç yiyen kesesinden yer: Borçla işini çeviren, aldıklarının karşılığını hemen ödemese de bir gün mutlaka bunları ödeyecektir.

Borçlu ölmez, benzi sararır: Borç insanı öldürmez fakat hasta eder, üzer.

Borçlunun döşeği ateşten olur: Borçlu kimse borcunu ödeyene kadar uykusuz kalır, uyuyamaz.

Borçlunun duacısı alacaklıdır: Borçlunun alacaklısı borcunu almak için borç verdiği kişiye her zaman dua eder.

Borçlunun yalımı alçak olur: Borçlu, borçlu olduğu kimsenin yanında suçlu gibi durur.

Boş başak dik durur: Bir şey bilmeyen kişiler kendini oldukça beğenir. Büyük konuşur ve insanlara tepeden bakar.

Boş çuval dik durmaz: Gerçeklerden uzak, temeli bulunmayan düşüncelerle bir sonuca ulaşılamaz.

Boş fıçı çok langırdar: Gösterişi seven, bilgisiz kişiler bilgiçlik taslamaktan aşırı ve gereksiz konuşur.

Boş eşek yorga gider: Bir görevi, işi olmayan kaygısız kişi, her istediğini rahat rahat yapar.

Boş ite menzil olmaz: Aylak, avare, boş kişinin yeri yurdu belli değildir.

Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir: Çalışmak insanı tembellikten, boş vermişlikten kurtarır.


Boynuz kulağı geçer: Yetenekli, becerikli olan çıraklar yaptıklarıyla ustasını geride bırakabilir. Ondan daha başarılı olabilir.

Bozacının şahidi şıracıdır: Aynı düşüncede aynı yolda olan kişiler sürekli olarak birbirlerini koruyup kollarlar.

Böyle baş böyle tıraş: Kişi neyi hak ediyorsa o muameleyi görür.

Böyle gelmiş böyle gider: Geçmişte bir iş nasıl devam edip gelmişse o iş öyle devam eder.

Böyle gerek danaya, buzağının hakkını yemeye: Kaba kuvvetine, gücüne dayanıp güçsüzleri ezenler ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Böylece bu kişiler bu zorbalıklarından vazgeçmiş olurlar.

Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur: Çok önemsiz, üzerinde durulmaya değmeyecek nitelikte küçük bir kusurdur.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu: Sözleri ve davranışları birbiriyle çelişen insanlar için kullanılır.

Bugün bana ise yarın sana: Kişi, başıma bir şey gelmez diye düşünmemelidir. Bugün başkasının başına gelmişse yarın benim de başıma gelebilir.

Bugünün işini yarına bırakma: Bir işi en iyi yapmanın yolu onu günü gününe, zamanında yapmaktır. Yarın nelerin olacağını insan önceden kestiremez.

Buğday başak verince orak pahaya çıkar: Bir şeye ihtiyaç duyulduğu zaman o şey değer kazanır.

Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok: Kişi, birini iyi bir şekilde ağırlayacak durumda olmayabilir. Tatlı dil ile onun gönlünü almak insanın elindedir.

Buğday Hicaz’a giderken arpaya “ince yufkaya karışma” demiş: Herkes kanun ve ortamın kendine verdiği yetkileri kullanmalı, kendinde olmayan bir yetkiyi kullanmamalıdır.

Buğday ile koyun, geri yanı oyun: Çiftçilikle uğraşanlar için en değerli şeyler buğday ve koyundur. Başka ürünler onlar için fazla bir şey ifade etmez.

Burun yüzden düşmez: Bir kimsenin akrabaları, yakınları her ne şekilde olursa olsun kendisinden kopmaz, onun bir parçası olur.

Buyuran yorulmamış: İşlerini başkasına yaptırmaya alışanlar yorulmaz. Kişi, başkasına her işi buyurmamalıdır.

Bülbülü altın kafese koymuşlar, “ah vatanım” demiş: Bir insan yurdunun dışında ne denli iyi yaşarsa yaşasın yine de yurdunu arar, onun özlemini çeker. Bir de özgür değilse, ne kadar rahat bir yaşam sürse de özgürlüğüne kavuşmak ister.

Bülbülün çektiği dil belâsıdır: Sonunun nereye varacağını hesaplamadan söylenilen sözler, insanın başına bela getirebilir.

Büyük balık, küçük balığı yutar: Güçlü olan kimseler, kendilerinden güçsüzleri ortadan kaldırır, ezerler.

Büyük başın derdi büyük olur: Sorumluluk isteyen işlerin başında bulunan kişilerin dertleri çoktur. Başında bulunduğu herhangi bir şeyin tüm sorunları onun üzerindedir ve bu sorunlarla uğraşmak zorundadır.

Büyük lokma ye büyük söz söyleme: Tam emin olmadan önemli şeyler söyleyip utanılacak bir duruma düşmemek gerekir.

Bir Cevap Bırakın

E-mail adresiniz yayınlanmamaktadır.